Neden eşya biriktiririz ?

Neden Eşya Biriktiririz ?

Evet güzel bir soru. Neden eşya biriktiririz? Olayı derinden yüzeye doğru inceleyelim.

Eşyaları “bir gün nasılsa işe yarar” diye alıp evde tuttuğun oldu mu? Olaya sadece ev eşyası olarak bakma. Mesela çantanda lazım olur belki diye bulundurduğun vesikalık bir fotoğraf var mı ?

Aslında “lazım olur belki” diye alıp kenara ayırdığın her eşyayı enerjisel anlamda çağırırsın. Örnek vererek açıklayayım.

Evinde  “eğer patlarsa değiştiririm “diyerek fazla ampül bulundurmakla  aslında gönderdiğin mesaj  “evimde ampül patlasında değiştireyim” demekten başka birşey değildir.

Korku ile bağlantısı nedir ?

Kısacası hayata güvenmiyorum demektir. Bu durum tedbir almak gibi görünse de aslında korkunun ta kendisidir.

Düşünün bir otele gideceksin ve bir bavul hazırladın. Otelde havlu, şampuan, çarşaf yoktur diye bavuluna bunları alıyormusun ? Tabiiki almıyorsun çünkü o eşyaları orada bulacağından eminsindir. Biriktirilen her eşya aslında kendini emniyete almaktan ziyade korkudan ibarettir. “Ya şu olursa ” “ya bu olursa” bu korkular uzadıkça senin eşya biriktirmen de o oranda artar. Sadeleşmek ile ilgili yazımı buradan okuyabilirsin.

Çünkü korkular, zincirleme diğer korkuları da yaratır. Korkulardan arınmanız için güvenmeniz gerekir. Korku ve sevgi enerjisi en güçlü enerjilerdir. Maalesef şu zamana kadar korku enerjimiz otomatik pilota bağlanmıştır çünkü geçmişten beri bize böyle öğretildi. Eğer bilinçli bir şekilde zihnini sevgi ve güven enerjisine çekmezsen zihnin otomatik olarak korku enerjisine güdümlü füze gibi kilitlenecektir.

Aslında bu durumdan kurtulmak oldukça basittir. Nasıl mı? Öncelikle küçük şeyler ile başla. Sürekli kullandığın çantanda ne kadar gereksiz malzemeler var hiç düşündün mü? Hemen şu anda çantanı aç ve içindekileri boşalt. Fişler, faturalar, resimler, kartvizitler.. hepsini çıkart. Sadece kullandığın malzemeler olsun.

Aynı şekilde masana şöyle bir gözat. Kullanmadığın ne kadar eşya var? Ne kadar kalabalık ? Kullanmadığın malzemeleri ya kullanacağını düşündüğün bir arkadaşına ver ya da masandan uzak bir yere koy ama mutlaka kullan.

Her nesne ve her eşya bir enerjiden oluşmuştur. Mesela çantanda bulundurduğun fişler borç enerjisini kendisine çeker. Eğer mutlaka fişleri biriktirmen gerekiyorsa bu, sürekli kullandığın çantan olmasın onun için ayrı bir yer ayarla ve orada biriktir. Ama bu biriktirdiğin yer kesinlikle çantan olmasın.

Eşya biriktirmenin sana verdiği bir diğer mesaj ise yetersizlik yani yoksulluk duygusudur. Peki nedir bu yetersizlik / yoksulluk duygusu ile eşya biriktirmenin ortak paydası ?

Öncelikle şuna bir açıklama getirmem lazım. Eşya biriktirmek denince genel anlamda her türlü eşyadan yada malzemeden bahsediyorum. Yani buzdolabındaki yada kilerindeki fazla yiyeceklerden tutun da kıyafet dolabındaki giymediğin onlarca eteklere kadar her türlü eşyanın aslında verdiği mesaj nedir biliyormusun ?

Sadece ama sadece yoksulluk..

Evet yanlış duymadın. Sen evrene, buzdolabında biriktirdiğin onlarca et ile şunu diyorsun.”Ben geleceğe güvenmiyorum belki önümüzdeki günlerde bunu alacak param olmaz şimdiden stok yapayım” işte bu istifleme mantığı direkt yoksulluk enerjisini tetikler.

Sen bunu belki kendine kolaylık olsun diye yapıyorsun. Yani “sürekli markete gidip gelmeyeyim dursun evin bir köşesinde” mantığı ile yapıyorsun ama aslında gerçekte yaptığın neden oldukça farklıdır.

Karantina günlerinde neredeyse herkes evine makarna stokladı ne acı verici değil mi. Bunu yapanlar eğer bu yazımı okuyorlarsa kendilerine bir öz eleştiri yapmalarını rica ediyorum. Neden stok yapma ihtiyacı hissettiler ?

Bu sorunun genelde cevabı “ne olup ne olmamak var ben stok yapayım elimde bulunsun” dur. Aslında arka planda çalışan mesajı ise ” benim BELKİ ileride bunu alacak param olmaz o yüzden şimdiden ne varsa hepsinden fazla fazla alayım” dır.

Bakın direkt maddi kazanca yönelik güdümlü füze nasıl da olumsuz duygulara doğru harekete geçti. İşte bu korku geçmişten büyüklerimizle gelen korkulardır. Önceden bu tür malzemeleri bulmak zor du hatta belki de lükstü. Ama günümüzde artık bu malzemelere ulaşmak oldukça kolay ve basit. Bunu sürekli aklınıza getirin. Kendi şehrinizde olmayan bir ürüne ulaşmak sadece bir TIK ile 1 dakikada mümkün.

İstif yapmanın şöyle bir kötü yanı da var. Yine makarna örneğinden gidiyorum. İhtiyacın olmadığı halde sırf istifleme mantığı ile 1 değilde 2 paket makarna aldığında ve o anda raftaki tüm makarnaları bitirdiğinde ona gerçekten ihtiyacı olanların karmasına katılıyorsun. O makarnaya gerçekten ihtiyacı olan birilerinin hakkına giriyorsun yani.

Evren de kaynak oldukça bol ve fazladır. Yeterki o bolluk alanında kal. Neye odaklanırsan o nu çoğaltırsın. Eğer sürekli “yok” a odaklanırsan bir süre sonra o “yok” dediğin şeylere hiç ulaşamayabilirsin. Mesela sürekli “param yok” diyorsan gerçekten de paran olmaz. Çünkü sen zaten “param yok” diyerek parayı istemediğini belirttin aslında kelimelerin gücü ile  ilgili yazımı buradan okuyabilirsin.

Eşya briktiren ve istifleyen kişiler aslında kendilerinde böyle bir rahatsızlık olduğunuz fark etmezler çünkü o davranışı kendi içlerinde normalleştirmişlerdir. Öyle ki sürekli etrafındaki kişiler de bu durumun anormal olduğunu anlayamaz.

EŞYALARA DUYULAN  DUYGUSAL BAĞ..

Bazı insanların eşyalar istiflemesinin sebebi duygusal bağlılıktır. Yani örnek veriyorum evinde bir sürü kullanmadığın kalem vardır atamamanın sebebi her birisinin hediye gelmiş olmasıdır. Bir önceki yazım sadeleş te de belirttiğim gibi her eşyanın bir enerjisi var ve kullanılmayan eşyanın enerjisi durağanlaşır. Ya o kalemi kullanacaksın ya da sen de hediye edeceksin.

Durağan enerji bir bataklık gibidir. o eşyanın olduğu alanda bulunmak ruhunu sıkar. hiç birşey yapmak istemezsin. Böyle zamanlarda farkındalığın açık olsun. Yani ne zaman o hissiyata kapılırsan hemen bulunduğun yerde uzun süre kullanılmamış bir eşya var mı yok mu ona bak. O eşyayı kullanmaya başladığında veya ortamdan uzaklaştırdığında enerjinin değiştiğini zaten farkedeceksin.

Yaptığın her davranışın zihinde belli sebepleri vardır. Buların farkında ol ve sürekli odağını VAR da tut.

Sevgiyle kal..

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir