Affedebilmenin Gücü..

Affetmek mi ? Aman tanrım nasıl affedeyim? Yanına mı kalsın ? Affetmenin bana ne faydası var ?

Affetmek denilince insanların verdiği tepkiler genelde bu yönde maalesef. Çünkü affetmenin ne demek olduğunuz bilmiyorlar daha doğrsu affetmek, bize hep çok farklı duygular besletilerek öğretildi. Bize affetmenin karşı tarafa yapılan bir iyilik olduğu düşündürüldü. Affetedersek karşı tarafın yaptıklarına müsamaha göstereceğimiz öğretildi. Halbuki işin doğrusu böyle değil. Affetmek hiçbirşey olmamış gibi davranmak demek değildir. Bize bir tokat atana öbür yanağımızı uzatmak demek değildir. Tam tersine karşı tarafın ne olduğunu bilerek herşeyin farkında olarak Affetmeyi seçebilme gücüdür.

 

Affetmek özetle karşı tarafla kanlı bıçaklı olmadan mecazi olarak yolları ayırmak, arada görünmeyen bir çizgi çekip sınırları belirlemektir. Yolları ayırdıktan ve sınırlar çekildikten sonra da ortamı olduğunda yine o kişinin arkasından atıp tutuyorsanız o kişiyi affetmiş sayılmazsınız tam aksine kendinizi kandırdığınız bir aksiyona girmişsiniz demektir. Çünkü affettiğiniz kişi hakkında herhangi bir duygu beslemiyor, tamamen nötr olmanız gerekir. Eğer arkasından hala atıp tutuyorsanız iyi yada kötü bir duygu besliyorsunuz demektir.

Bzaen de kızgın olduğunuz kişi her zaman karşınızdaki kişi olmayabilir. Bazen kendinize de kızgın olabilirsiniz. Neden zamanında bunu onayladım ? Neden bunu yaptım ? Neden bu kadar fedakar oldum ? uzaaar gider. Bu sorular kendinize kurban rolünü üstlenmekten başka birşey değildir. Yaşadığınız hiçbir şeyi “tesadüfen” yaşamadınız. Hayat size birşeyleri öğretmek için tecrübe yaşatıyor hepsi bu. Hayatın size garezi yok siz ne yaşamak istiyorsanız neyi kendinizde eksik görüyorsanız o eksikliği tamamlayacak olaylar yaşar gerekli tecrübeleri edinirsiniz.

Bir süredir uyguladığım ve faydasını gördüğüm bir uygulamayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Örneğin bir kargonuz var şubeye teslim etmeye gittiniz ve önünüzdeki kişinin de teslim etmesi gereken 6 adet bavulu var. Yani ortalama olarak bir 10 dk kadar bekleyeceksiniz. Bu durumda muhtemelen kendi kendinize homurdanacak hatta biraz daha ileriye gidip sesinizi duyacakları şekilde şikayete başlayacaksınız.Öfleyip püflemek yerine “acaba bunun bana hediyeleri nelerdir?” deyin ve bırakın. Nerden biliyorsunuz işinizi hemen bitirdikten sonra karşıdan gelen bir aracın size çarpmayacağını ? Sizin için neyin hayırlı olduğunu bilemezsiniz ki ? Belki de 10 dk sonra çıktığınızda uzun süre görmediğiniz çok eski bir arkadaşınızla karşılaşacak ve çok sevineceksiniz. Halbuki hemen teslim edip gitmiş olsaydınız o arkadaşınızı görmeyecektiniz bile.

Size negatif gelen olaylar karşısında ah vah edeceğinize “ bunun bana hediyeleri nelerdir?” deyin. O andan itibaren zaten farkındalığınız artacak, yani odaya saklanan bir hediyeyi aramak gibi heyecanlı bir bekleyiş içine gireceksiniz. Acaba hangi iyilik le karşılaşacağım ? deyip bir arayış içinde bulacaksınız kendinizi. Hayatı zorlaştırmakta kolaylaştırmakta tamamen size bağlı.

Herkes affedebilir fakat bunda zorlanan insanların sayısı da azımsanmayacak kadar fazladır sebebi ise yukarıda bahsettiğim yanlış tanımlamalar ve büyüklerimizden gelen yanlış öğretilerdir.

Affetme güçlüğü çeken insanların zihinleri sürekli zehirli, kötü, öfkeli ve  kin dolu düşünceler üretir. Bu düşünceler bir süre sonra içsel konuşmaları, içsel konuşmalarda bir süre sonra senaryoları oluşturur.

Kişi bir süre sonra ürettiği bu senaryoya kendisi de inanır  çünkü kafasında sürekli olmayan bir olayı olmuş gibi canlandırıyor ve o duygu her ne ise sürekli onu beynine empoze ediyordur. Beyin tekrarı olan durumlara karşı koyamadığı için bunu gerçekmiş gibi algılıyor ve zincirleme olarak olumsuz duygular ve hastalıklar birbirini izliyor.

Bir duygunun bir hayatı nasıl mahvettiğine bakar mısınız ? Sizce Hayat bu kadar uzun mu ?

Affetmeye bir de şu açıdan bakın. Affetmek aslında karşı tarafa değil tamamen kendinize yaptığınız bir iyiliktir.  Burada affetmek kelimesi aslında özgür bırakmak demektir

O zaman cümleyi evriltelim; O kişiyi ya da kişileri sizin istediğiniz bir yapıda yada bir karakterde olmadıkları için özgür bırakın. Şimdi cümleye böyle bakınca ne kadar da rahatladınız değil mi ?

Affetmek kendinizi özgür bırakmaktır.

Şimdi burada hayal gücünüze ihtiyacım var. Kapadokyadaki uçan balonları düşünün. Bu özgürce uçmaya, gökyüzüne kavuşmaya çalışan balonun siz olduğunu hayal edin. Affetmediğiniz her kişi yada her olayı da bu sepete bağlı olan kum torbaları. Siz bu kum torbalarını tek tek aşağıya atmazsanız yani üzerinizdeki yüklerden kurtulmazsanız özgürce yükselip uçamayacaksınız. işte bu kadar basit.

“Bize yanlış davrandığını düşündüğümüz bir kişiyi affetmeliyiz. Bunu hak ettikleri için değil, bu haksızlıklara karşılık vermeye devam etmeyecek kadar kendimizi sevdiğimiz için.”

– Miguel Ruiz